AYA BAKAN AYÇİÇEĞİ
Aydayım
yedi yirmi dört denize bakan masalar
yedi yirmi dört denize bakan masalar
kıskançlığımdan bacakları kırılacak
o masadayım
orta kahvemin sadeye dönüştüğü
gözümün ay çiçeği gibi açıldığı
orta kahvemin sadeye dönüştüğü
gözümün ay çiçeği gibi açıldığı
Aydayım
Bileğimi yerden tavana kadar kesen cam kenarı
bir yan payidar sohbete eşlik eden pufpuflar
diğer yan onlara tepeden tepeden sandalyelerin sığ sohbeti
üzerimdeki ceket güzeldi o zamanlar
bence şimdi daha güzel
öğrenmişlik üzerime tam oturmuş
ön iplerinden büzmüşüm cahillikleri
şu kedi yoktu
tembel yastığı,
keyif yeri bellediği kitaplığı
yumuşacık tüyleri metrelerce öteden belli
yüzünü kapamış Moda’nın çırılçıplak güneşine
vallahi ya vallahi elleri gözlerinde
Takvim yaprakları bugüne ait değil bugün
Bileğimi yerden tavana kadar kesen cam kenarı
bir yan payidar sohbete eşlik eden pufpuflar
diğer yan onlara tepeden tepeden sandalyelerin sığ sohbeti
üzerimdeki ceket güzeldi o zamanlar
bence şimdi daha güzel
öğrenmişlik üzerime tam oturmuş
ön iplerinden büzmüşüm cahillikleri
şu kedi yoktu
tembel yastığı,
keyif yeri bellediği kitaplığı
yumuşacık tüyleri metrelerce öteden belli
yüzünü kapamış Moda’nın çırılçıplak güneşine
vallahi ya vallahi elleri gözlerinde
Takvim yaprakları bugüne ait değil bugün
senin bana ait olmadığın gibi
her bir gün ayrılmaya meyyal doğduğu gökyüzünden
bir ayrılma düzeni yaşam
Ayda ayrılmayı ayırabilsem kaderden
özgürlüğün başladığı ilk yer olacak
her bir gün ayrılmaya meyyal doğduğu gökyüzünden
bir ayrılma düzeni yaşam
Ayda ayrılmayı ayırabilsem kaderden
özgürlüğün başladığı ilk yer olacak
unutmasız hafızam
Mum dibine ışık veriyor
söylendiği gibi
söylediğin gibi her şey
dibinde bir kağıt
içine içine işleyen saman yüzeyde
katre katre his duruyor
yıl başları zamanları
kalın siyah kazak,ütülü beyaz gömlekle dansa tutuşmuşken
belki küllenmiş ocak
belki o takvimsiz şubat
Ağlamaya başlıyor yer-zaman bilmez koltukaltlarım
Mum dibine ışık veriyor
söylendiği gibi
söylediğin gibi her şey
dibinde bir kağıt
içine içine işleyen saman yüzeyde
katre katre his duruyor
yıl başları zamanları
kalın siyah kazak,ütülü beyaz gömlekle dansa tutuşmuşken
belki küllenmiş ocak
belki o takvimsiz şubat
Ağlamaya başlıyor yer-zaman bilmez koltukaltlarım
sırtına saç yaptım
şemalimin çıktığı yerime
sen de, 'biraz yalakalık'
ben diyeyim 'kendimi sevdirmek'
sen de, 'biraz yalakalık'
ben diyeyim 'kendimi sevdirmek'
Yoka konuşmak
duvara konuşmaktan daha iyi hissettiriyor
bir şizofreni dalgası
zincirliyor ayak bileklerimi
'Yok' sana dönüşüyor
perestiş halim sonsuz memnunlukla taşıyor esirliği
duvara konuşmaktan daha iyi hissettiriyor
bir şizofreni dalgası
zincirliyor ayak bileklerimi
'Yok' sana dönüşüyor
perestiş halim sonsuz memnunlukla taşıyor esirliği
Sosa bulanıyorum
şekere bulanıyorum
jöleye bulanıyorum
hepsine açım
sen sen midem
dört çizgi eşittir iki çarpı yiyorum önümdeki menüden
birden yine acıkıveriyorum müptelası olduğum acılara
Ellerini yalıyor umursamazlık bir köşede
jöleye bulanıyorum
hepsine açım
sen sen midem
dört çizgi eşittir iki çarpı yiyorum önümdeki menüden
birden yine acıkıveriyorum müptelası olduğum acılara
Ellerini yalıyor umursamazlık bir köşede
temizliyor soru işaretlerini
sadece noktaları kalıyor yarım yarım cümlelerde
besleniyor lambalar
günün sonsuz ışığından
dinç kalabilmek için karanlık gece üçlerinde
Büyük dil anlatım yanlışları yaptırıyorsun dilime ve anlatımıma
fakat seni affediyorum
cennette bir yasak meyve vardı
çekinmedin neye benzediğine bakmaktan
gözetlendik saniye saniye daha bitmemiş çimler tarafından
bitirildik
anca sen dirseklerini koyduğunda anlam kazanan masa
aldı çoktan parmak izlerini
karıştık kayıplara
ben bile bulamadım Ayda ayak izlerimizi
Gidecek olmak yaklaştı
sadece noktaları kalıyor yarım yarım cümlelerde
besleniyor lambalar
günün sonsuz ışığından
dinç kalabilmek için karanlık gece üçlerinde
Büyük dil anlatım yanlışları yaptırıyorsun dilime ve anlatımıma
fakat seni affediyorum
cennette bir yasak meyve vardı
çekinmedin neye benzediğine bakmaktan
gözetlendik saniye saniye daha bitmemiş çimler tarafından
bitirildik
anca sen dirseklerini koyduğunda anlam kazanan masa
aldı çoktan parmak izlerini
karıştık kayıplara
ben bile bulamadım Ayda ayak izlerimizi
Gidecek olmak yaklaştı
geçecek bir gemi olmasa da
sağlam basıyor ayakları limanın
türk kahvesi kapatıyor hatrını bilmez parmaklar
ömür boyu gizlenecek bir niyetle
bir fal öylece kalacak hiç açılmadan
yollarımı telveler değil
sağlam basıyor ayakları limanın
türk kahvesi kapatıyor hatrını bilmez parmaklar
ömür boyu gizlenecek bir niyetle
bir fal öylece kalacak hiç açılmadan
yollarımı telveler değil
Aylar yaratacak çiçeklerle


Yorumlar
Yorum Gönder