Dene-me
Bir deneme
gerek şimdi bize.
Denemek
gerek.
Denenmişleri,
denenememişleri,
deneyip
yapılamamışları,
deneyip
olmuşları.
Yazmanın
aslında yazmaktan ibaret olmadığını,yalnızlığın sadece odanda tek başına kalmak
anlamına gelmediğini,kendimi kendimden iyi bilenin yine kendim olduğunu anlayana
kadar denememişim meğer.
Kafamda
uçuşup duran,tedirginliklerden koyvermişliklere göç eden kelimelerim,bazen
boğazıma kadar gelip de kusamayıp geri yuttuğum cümlelerim kağıtlarda bir türlü
yer bulamamışlardı kendilerine.Ikınıp sıkınmış,misafirlikte mızmızlanıp bi an
önce evine gitmek isteyen küçük bir çocuk edasıyla oturamamışlardı
yerlerinde.Anlatmak istedikleri bir türlü doğru bir koltuk bulamamıştı.Sonra
yine camdan kanatlarını takıp kafamda ordan oraya uçmaya devam etmişlerdi.
Biri bi şey
söyleyecek olsun,bir tartışmaya girilecek olsun güzelim kelimelerim,karman
çorman özne,tümleç,yüklem sırasına girmeden ağzımdan çıkmaya çalışır,
çalışır,
çalışır.
Çıkanların
çıktıkları gibi camdan kanatları kırılıverir,orada büyülerini kaybeder,saçmalıklar
silsilesine dönüşürlerdi.
Böylece
karşımdakine büyülü kelimelerimden oluşan insanın içine içine dokunan
ifadelerimden kesitler sunamaz,yere düşen zavallı cam kanatlı kuşlarıma
üzülürdüm.
Ama bir
bakmışsınız olur olmaz yerde can buluverirler,bitkisel yaşamlarından sıyrılıp
dil ve anlatım kuralları sırasına girip biz buradayız dercesine kendilerini
gösterirlerdi.İşte böyle zamanlarda kağıdım ve kalemim yanımda değilse kendime
çok kızar,aklıma gelenleri unutmamak için sembolleştirerek ezberlemeye
çalışırdım.
Bunlar bazen
şiir kılığına girer,hissetmeyi öğretir hissedemeyenlere,bazen öyküler haline
gelir başından geçenleri bir kez daha geçirir başından.Bazense ‘’deneme’’ olur,hiç
denememişlere.
Suskunlukları
en güzel bağırma şeklidir yazmak.
Boğazın
acımadan,
kalbini
yormadan.
Konuşarak,bakışarak,gülerek,dokunarak
ifade edemediklerini öyle bir ifade ettirir ki sen bile kendini kendine ifade
edişine şaşarsın.Bürümcüklerin yavaş yavaş açıldığını hisseder,etrafı kaplayan
sislerin huzurla dağılışını izlersin.
Koca yer
kürede günün şanslı kağıdına yazdığın bir cümleyi belki de ilk kez sen yazıyor
olacaksın.
Koca yer küreyi,koca boş kafaların arasında,yıldızlar
gibi küçücük ama ışıltısıyla gökleri aydınlatan kelimelerle dolduracaksın.
Beyin denen
varlığın,nasıl milyonlarca insanda farklı düşünce ,farklı cümle,farklı algı
oluşturabildiğine,nasıl tek bir konuyu binlerce yazarın,şairin rengarenk
anlatabildiğine hala inanamadığım bir yaştayım.Önüme ufalanmış hisleri,ekmek
kırıntılarını toplar gibi toplamaya çalışıyor,her kırıntı için bir sevap
işlediğimi varsayar gibi her yazabildiğim his için kendime ödüller
veriyorum.Böyle böyle büyüyor,renk cümbüşüne ben de katılıyordum.
Kısacık bir
önsezinin ardından olmayanı olmuş gibi kendime empoze ederek küçük bir
şizofreni vakası yaşadığımı saymıyorum bile.Böylece kendime bir örümcek ağı
oluşturuyor örebildiğim kadar örüyorum.
Bunlar da benim
kendi deneme girişimlerim,
kendi küçük
yıldızlarım.
En taşkın
duygularda boğulmaktan kendimi kurtarış şeklim.
En azgın
dalgalarda bile pes etmeyen,deneyip deneyip yanılıp ışıklı yıldızlardan kendi ‘’deneme’’sini
yaratanlara selam olsun!



yazmak' hissedilenin dile gelmeyen ama kaleme dökğlen en güzel ve en samimi hali ..
YanıtlaSilşahane bir paylaşım olmuş, emeğine sağlık. Sevgiler ..
Teşekkür ediyorum,o sizin kelimelerime anlam yükleyip değerli okuyuşunuzun güzelliği. Her kelimeyi dolu dolu yaşayıp hissetmeniz dileğiyle.
YanıtlaSil