Son için

Bir yorgunluk anlat bana şimdi

Halbuki en iyi ben bilirim 

Sabır kokuyordu dokunmadığın saçlarım

Nasıl bir bekleyişe dönersin

Öyle bekleyeyim seni Taksim aralarında

Nasıl bir düşünüşe düşünürsün beni

Uyandığında akla gelen ilk kelime gibi


Soyut koşmalardan elde avuçta ne varsa 

Seni koyarak ellerime 

Tanıdığımı sandığım yüzlere satıyorum Başımdan geçenleri,bedavaya

Nazarlarımız alınlarımızda

Sen aklıma düşerken bile

Bir yerin acımasın derdim

Sonra yine heba kırıntıları sofra bezinde

Balkondan başıma silkelenen 


Anlıyordum bir zamanlar 

Üzerinde sebep-sonuçtan kan kırmızı gömlek

-An kaldı anlamaktan geri

Solum ağzıma geliyor sollayışında kendin kokan sözlerini

Hep bahsederim kusamadığımdan 

Yine çıkmıyor yediğim karanlıklar 

Bir yanlış yaptığımda kornalar bassa diyorum

Ziller çalsa kapını çalışlarım gibi 

Biz hiç aynı eşikten geçememişiz seninle

Zil değil çan sesiymiş kafamda dönen

Gidişlerimize düzenlenen bir sadakatli tören


Sanmak ne yorgun eylem

Sanırım, birkaç semt silindi ayaklarımdan 

Sanırım, hem nasıl severdim 

Sanırım, teklik de ikilik gibi 

Yollarsa üçe katlanan yorganlar

Gelseydi gelecektim 

Bana boynunu bükme Aşiyan

Varoluyor yokuşunda soğuk yüzlerin yuvarlanışı 

Üstünde beni bin kere doğuran şehrin

Öpüşünle bölünen iki ay-ın sallanışı 



Yorumlar

Popüler Yayınlar