TAŞ SAYANLAR

Yer yer huzursuzluklarımız oldu seninle
birkaç günde
aramızın on derece birden soğuduğu da
irili ufaklı avare tartışmaların
başıboş gezdiği girift karanlıklarda
kısık sesle kan pompalayan kalbimi
hepten hiç ettiğin oldu


söylemiş miydim sana
kitabın sayfalarını çevirirken bile 
külüstür Kadıköy minibüslerinde
elimi bırakmadığını.
söylemişimdir.
çünkü ben en çok sana söyledim
içimden söyledim
köhnemiş duvar diplerimden bağırdım sana.
duygu cinayetleri yapmadığımı
laf kalabalıklarının içimi taşırdığını
sana söyledim
nadir de olsa sözcükleri doğuran sesimi duyduğunda
okumayı bir daha sökmüşüm gibi sevinirdim 


düğüm düğüm harfler açılmazdı
çoğu zaman 
tıkanırdı boğazımda


Biz senle yokuş çıkarsak
            kah Cihangir merdivenlerinde
                    kah Süleymaniyede manzara ararken
                                öğle sıcağına meydan okurduk
ne kadar yürümeyi sevmesem de
ben en çok seninle yürürdüm
peşimizdeki tinercilerden koştur koştur ben
sen alışmış ağır ağır gülerken arkamda
manzaralar nispet yapardı
buram buram tarih kokardı pürüzlü duvarlar, ahşap balkonlar
kafasını yere eğip taş sayan insanlardan olmadım
evlerin pencerelerini izledim
                         uzun ince kaldırımlardan

insan kokuları mahallelerde gezinirdi
ben omzunun kokusuyla gezerdim
çünkü ben gezmeyi bile
senin kokunla severdim.











Yorumlar

Popüler Yayınlar