TEKİLLER VE ÇOĞULLAR
Kış gelsin
isterdi hep
Üşüse bile
kalemlere sarılacağını söylerdi
Sarı sayfalar
battaniyesi
Yalnızlıksa
yanında yatan sevgilisi
Onun
Benim
Belki de
hepimizin.
Teferruatlı
hayatında tek genellediği şey
ölümdü
ölümdü
Soğuk beyaz
duvarlarının tırtıklarını elleriyle söktü
Yaşanmamış ne
vardı diye düşünürken
-dirsekleri
pencere pervazında-
Geçmişi
kafasında döndü
döndü
döndü
Sadece
ayakları değildi oturmaktan uyuşan
Hayata atılma
çılgınlığından muzdarip aklını
Binlerce
karınca bastı
Zayıflıklarıyla
oynadığı saklambaçta
Bir kez daha
saklanan olmaya hak kazandı(!)
Burnundan
biraz yukarı bakınca
Haydarpaşa
görünürdü oysa tüm endamıyla
Öyle de
şanslıydı
bilmezdi
bilmezdi
Başkası
görmez
sadece hisseden hissederdi
sadece hisseden hissederdi
Rüzgarında bu
şehrin eğer üşürsen
Tüm
bulutlarını güneşlere çevirirdi
Her tutunduğu
sevinçten sonra
Şenlik
yerinden cenazeye dönerdi yüreği
Her saat başı
ruhunu teslim ederdi bedbahtlığa
Dilenciler
neden mutluluk dilenmez diye
Tutmasan
dövecek olurdu şu köprü başında birini
Daha uzun
şiirler yazacağım derdi
Saçlarının
önleri ona bakana saygıyla eğilir gibi
Müthiş bir
tevazuyla seni karşılamasına şaşmamak gerek
Çünkü neydi
En güzel
kitaplar aslında kapağı sevilmeyenlerdi.
'Gitme' diyen
olurdu hep
İki elini
çenesine dayayıp saatlerce bekleyen
Her gün
benliğini bir bir yıkan depremler yüzünden
Kalbinin
sığınağında kendine yer belleyen
O olurdu
Ben olurdum
Biz olurduk.



Yorumlar
Yorum Gönder