SAR-BİZİ-HOŞ


Senden geriye yalnızca bir domates sosu kaldı
Masaya sürdüğüm allık gibi
Güneşin kenarlarından kızıl kızıl bakardı
Bir sıcacık yanaktı
Sıcacık pijamalarla öptüğüm
Biraz da peynir zeytinle
Masanın gözlerine bir şeyler sürdüm

Fotoğraf kaldı

Bir fotoğraf çekildi
Suratım karenin dörtte üçünü kapladı
Bu dörtte üçü demeyi de
İlkokulda zar zor öğrenmiştim
Bir bölü dördünde sen vardın
Biri bizi böldüğünde
Sen gittin

Tabaklar kaldı

Ne güzel tabakların vardı
İçim gibi
Bazıları umuttan çiçek açmış
Bazıları düştüğüm boşluk kadar derin
En sevdiğim teflon tava
Onun gibi olmak isterdim
Bir şeye bağlanmamak
Yapışmamak her var ettiğine
Gerektiğinde silip gidebilmek
Bir teflon tavan kadar olamadım


Portakal kaldı
Sonra bir portakal suyu sıktım
Öyle böyle sıkmak değil
Posalarını bile sıktım
Ben severdim portakalı kusurlu içmeyi
Sen sevmezdin
Senin canını da sıktım

Saçlar kaldı

Saçlar topladım ne saçlar
Küller temizledim yerlerden
Kirliler benim için anlamlarını yitirdi
Senindiler
Benim saçlarım
Senin küllerin
Kirlilerimiz
Şimdi kimbilir nerede birlikteler

Perdeler kaldı

Perdelerin boğumlarına sindi nefesim
Ellerinin boğumlarına
Ne bir cam açtım
Ne boğumları çözdüm
Kıyamadım
Ben sarımsaklara bile kıyamazdım


Sarhoşluk kaldı
Taksim sarhoşluğu, uyku sarhoşluğu
Kalkamadık kahvaltılara
Kahvaltılar sarhoş oldu
Domates sosu döküldü dökülecek
Zeytinler çatallardan kaçıyor
Bir tabak intihar etti tezgahtan
Ah !
hani sarmıştın bizi hoşluk ?

Benden geriye boşluk kaldı

Domates sosu döküldü
Fotoğraflar silindi 
O tabak kırıldı
Teflon tava atıldı
Portakal sıkıldı gitti
Saçlar toprağın sakinliğine karıştı
Perdeler esintiyle camdan aşağı silkeledi nefesimi
Benden geriye boşluk 
Bizden geriye bir sürü sarhoşluk kaldı. 























Yorumlar

Popüler Yayınlar